<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0">
<channel>
<title>ziza.net aktif siteler forumu</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/</link>
<description>ziza.net aktif siteler forumu</description>
<item>
<title>admin: EcoSorb Nem Koruyucu ve Bitki Geliştirici</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article28.htm</link>
<description>admin: [b]Nem Koruyucu ve Bitki Geliştirici[/b]
Türkiye coğrafik konumdan dolayı hali hazırda su sıkıntısı çeken ve önlem alınmadığı takdirde küresel ısınmadan enfazla etkilenecek ülkelerden biri olacaktır. Ecotech süper organik adsorbantlarla hacminin 400-600 misli su tutan [b]Ecosorb[/b] ile geleceğim ürününü üretmiştir. Su hasadı olarak adlandırılan bu yöntemlerin gübrelerle kullanılmasıyla çok daha az su ile kıraç yerlerde bile başarılı bir yeşillendirme ve tarimsal üretim yapılabilecektir. Böylece hem kıraç bölgelerde bile tarimsal üretim yapılabilecek hem de gelecekteki küresel ısınmaya karşı en hazır ülkelerden biri olacağız.

[b]Yemyeşil dünya için Ecosorb[/b]


[b]Su deposu[/b]
[b]Ürün Özellikleri[/b]
-Ecosorb toprak içerisinde su deposu görevi görerek ortamdaki fazla suyu yüzeyinde toplar.

-Ecosorb, amonyum ve potasyum tabanlı sellülozik bir bileşik olup tamammen doğal bir yapıya sahiptir.

-Hormon ve ağır metal içermez, toksik değildir.

- Bitki, toprak ve insan sağlığına zarar vermez.

-Ecosorb, tuzlu topraklarda kullanıldığında bitkilerin tuzdan dolayı kullanamadıkları suyu kolay bir şekilde kullanmalaırın sağlar.

-Ecosorb gübrelerin etkinliğini artırır.

-Ecosorb, gübre ve besleyici substratları toprakta tutar.

-Ecosorb&#039;un %100 su kapasite ile su emme süresi iki dakikadır.

-Ecosorb,, depoladığı suyun %99&#039;unu bitkiye geri verir.

-Ecosorb, nötral Ph değerine sahiptir. (pH=7,12)

-Ecosorb, su tutma özelliğinden dolayı sıvı Gübre maliyetlerinde de çok Önemli düşüşler meydana getirir.

[img]http://www.ziza.net/tr/rulocim/ads/ecosorb.jpg[/img]

[b]Ülkemiz Çöl olmasın[/b]

[b]Eski Çimlerinizi de unutmadık[/b]

-Hali hazırda yazın sabah akşam sulanan çimlerinizi de unutmadık.

-Özel Ecosorb makinelerinelerimizle çimlerinizi yazın sıcağında 10 günde sulanacak hale getirmekteyiz.

[b]Kullanım Alanları[/b]
-Ecosorb mutlaka kök bölgesine uygulanmalıdır.
-Kıraç alanlarda tarla tarımında (2-3kg/da)
-Fiden dikimi (25-100gr/fidan)
-Çim alanlarda(20-40kg/da)
-Meyve ağaçlarında (yaş ve gelişime göre 25-100gr/Ağaç)
-Sebzelerde (5gr/bitki)
-Kök daldırma ve fidelemede
-Tohum kaplamada
-Bitki yetiştirme saksılarında

Kısaca sulamanın olması gereken her yerde Ecosorb.

[b]Ecosorb Güneşte Erimeyen Kar[/b]
1-Bitkiye verdiğimiz suyun %90&#039;ı toprak aracılığıyla yer altına %6-7&#039;si buhar olup havaya karışır. çok az bir kısmı da bitki tarafından emilir. Burada önemli olan nokta bitkinin sürekli ve yavaş olarak suyu emmesidir. Ancak su bitkiyi beklemez ve büyük bölümü toprak yoluyla yer altına, bir kısmı da güneş nedeniyle buhar olarak havaya giderken, çok az bir kısmı da bitki tarafından emilir. Oysa [b]EcoSorb[/b] kullanılan toprakta, EcoSorb, suyu fizyolojik olarak bünyesine alır ve suyun kaçmasına izin vermez. Bitkinin ihtiyacı olduğu zamanda yavaş yavaş bitkiye verir. Adeta güneşte erimeyen kar haline gelir.

2-Kendi ağırlığının 600 katı suyu fizyolojik olarak bünyesie alır. Bu özelliği il adeta bir sünger görevi görür. Bitki su istedikçe bir anne şefkati ile bitkiyi su ile besler.

3- Bunun adı mucize. yüzde yüz doğal olan toprağa ve bitkiye hiç bir zararı olmayan EcoSorb&#039;u isterseninz yiyebilirsiniz, hiçbir zararlı madde ihtiva etmez.

4-İşte mucizenin resmi. Ülkemizde sudan doalyı milyarlarca dolarlık bir tasarruf yapılmasını sağlaycak

5-Ecosorb ile susuzluk sorununa kesin çözüm. Sulama derdi sumaliyetleri su israfı sulama ile harcanan zaman ve para kaybına son veriyoruz. Küresel ısınmaya ve su israfına karşı en büyük silahımız Ecosorb olacak.

6-İşte bu ürün her sene inanılmaz oranda su tasarrufu yapmamıza, suyun israf edilmesine, verimsiz sulamaya son verecek.
ülkemiz için kendimiz için gelecek nesiller için EcoSorb kullanmayı görev bilelim. Ülkemiz için EcoSorb kullanalım. Dünyamız için Ecosorb kullanalım.

[b]EcoSorb&#039;un Avantajları[/b]
-Ecosorb sulama sıklığını azaltıp gübre ve besleyici substratları toprakta tutacağından zaman ve para tasarrufu sağlar.
-Toprak özelliklerine bağlı olarak %70&#039;e varan su tasarrufu sağlar.
-Tuzluluğu azaltır, kuraklıktaki ürün kaybını asgariye indirir.
-Bitkiler ortamdaki suyu dengeli kullandıklarından daha sağlıklı ve hızlı gelişim gösterir.
-Meyve dökümünü engeller ve meyvede iriliği artırır.
-Ürün kalitesi ve miktarında artış sağlar, ürünü standartlaştırır.

Ayıntılı bilgi ve sipariş için: [url=http://www.ziza.net/tr/rulocim/ecosorb-nem-koruyucu-bitki-gelistirici/] GR Rulo Çim[/url]e tıklayınız</description>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 17:07:48 +0300</pubDate>
<category>Bağ Bahçe</category>
</item>
<item>
<title>admin: Sakıp Sabancı Öğütleri</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article27.htm</link>
<description>admin: Sakıp Sabancı´nın Bülent Şenver´e kitabında yayınlaması için verdiği 48 öğüdü...
1.Nasıl bir &quot;Güç&quot; arıyorsunuz? Onu Bilin. Güce sahip olduktan sonra ise onu iyi kullanın.
2.Başkasından, özellikle politikacıdan medet, ummayın.
3.Birlik ve beraberlik arayışını her işte ve her fırsatta sürdürün.
4.Karşınızdakilerin &quot;İnsan&quot; olduğunu hiçbir zaman unutmayın!
5.İnsanların birer &quot;Makine&quot; olmadıklarını bilin.
6.Terfi, ödüllendirme ve cezalandırma, başarıya yol açar.
7.Adil olun. Her işte, her konuda, her fırsatta ve herkese karşı adil olun.
8.&quot;Vicdan Huzuru&quot; başarılı olabilmenin temel şartıdır.
9.Ayaklarınız her zaman yere bassın. Hiçbir zaman havalarda dolaşmayın. Kendinizi kimseden üstün görmeyin.
10.Hiçbir işi &quot;Kıyısından Köşesinden Tutmayın&quot;. Yapacağınız iş ne ise, küçümsemeden ona sahip çıkın.
11.Hayata uyun.
12.İyilikleri unutmayın. İyilikleri karşılıksız bırakmayın.
13.Aç gözlü olmayın. &quot;Allah&#039;ıma Şükür&quot; demesini bilin.
14.Şans, kader ve kısmet, yararlanmasını bilenler için vardır.
15.Hiç ölmeyecek gibi çalışın. Yarın ölecekmiş gibi hazırlıklı olun.
16.Dünyanın sizin etrafınızda kurulduğunu sanmayın.
17.Dostluğa ve arkadaşlığa önem verin.
18.Güler yüzlü ve tatlı dilli olun.
19.Hedefiniz nedir? Onu bilin. Dağılmayın. Lüzumsuz şeylerle uğraşmayın.
20.Sağlıklı olun. Sağlık her şeyin başıdır.
21.Düzenli bir yaşamınız olsun.
22.Manevi dünyanız zengin olsun. Sonra maddi zenginlik gelir.
23.Bilgili olun.
24.Gözünüzü açın.
25.Risk almayı bilin. Cesur olun.
26.Güvenilir insan olun.
27.Hangi işi yapacaksanız, o işi en iyi bilenler ile işbirliği yapın.
28.Yaptığınız iş farklı olsun.
29.Müesseseleşin.
30.İşinizi sevin. İşinize sahip çıkın.
31.Tasarrufa önem verin. Tasarruf yatırım demektir.
32.Borç para vermekte, kefil olmakta dikkatli davranın.
33.&quot;İyiyi&quot; yüreklendirin, alkış verin. &quot;Kötüyü&quot; ayıplayın, ceza verin.
34. Allah herkese &quot;Bölüşmeyi&quot; nasip etmez. &quot;Bölüşmek&quot; ve &quot;Paylaşmak&quot; kutsal ve keyifli bir iştir. Bölüşmesini bilin. Paylaşmasını becerin.
35.Kim akıllı üretir ise onun yanında olun. Kim akılsız tüketir ise ondan uzak durun.
36.Her şeyin bir şeyini, Bir şeyin her şeyini bileceksiniz.
37.Karınıza ve çocuklarınıza vakit ayırın. Ne kadar yoğun programınız olursa olsun, karınıza ve çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Bu bir zorunluluk değil bir zevktir.
38.Adınızı temiz tutmaya özen gösterin. Başarı bir bütündür. İsminizi temiz tutun ki, başarı isminizi taçlandırsın.
39.İşbirliği yapacağınız insanları, birlikte çalışacağınız kişileri ve ortaklarınızı seçerken dikkatli olun. Arkadaşlıklarınızı ve dostluklarınızı iyi kurun.
40.Çıkar uğruna, menfaat bekleyişi içinde, belli kolaylıklardan veya imkanlardan yararlanmak hesabıyla, uygunsuz kişi veya guruplarla ilişkiye girmeyin.
41.Kişisel çıkar uğruna, geçici kazanç için kimseyi satmayın.
42.Fikirlerinizden ve değer yargılarınızdan fedakarlık etmeyin. Etmeyin ki önce aileniz ve yanınızda çalışanlar, sonra iş yaptıklarınız ve çevreniz size güvensin.
43.Şeyh uçmaz. Onu müritleri uçurur. Başarıyı yakalamak, başarıyı sürdürmek, başarıyı ileriye götürmek isteyenler ayaklarını yerden kesmemeye, uçmamaya özen gösterirler. Çünkü uçan hiçbir şey havada kalmaz.
44.Hırçın olmayın, hem kendinize hem de başkalarına huzur verin. Hırçınlıklarınızı yenmeye çalışın.
45.Dost olun, arkadaş olun. Dostunuz olsun, arkadaşınız olsun. İnsan sevdikçe ve sevildikçe mutlu olur.
46.Yaşamadan ölmeyin. Yaşayarak ölün. Ölümden söz etmek kötü birşey ama, ölüm mukadder son. Her faninin kaderinde var İnsan bu dünyaya bir defa geliyor.
47.İnsan ölürken yaptıklarına değil, yapamadıklarına pişman olurmuş. Son nefesinizde yapamadığınız şeyler için üzüntü duyun.
48.Eşini iyi seçemeyen, işini de iyi seçemez.

Kaynak: Yetenek.com[i][/i]</description>
<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 12:46:09 +0300</pubDate>
<category>İş - Kariyer</category>
</item>
<item>
<title>admin: Bel Ağrısı İçin 40 Altın Kural</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article26.htm</link>
<description>admin: BEL AĞRISI İÇİN 40 ALTIN KURAL

Uzmanların bel sağlığı için uyulmasını istediği 40 tavsiye şöyle:

1- Herhangi bir ağırlık taşımanız gerekirse, yükü vücudunuza asimetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın. Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken, belinizin dik pozisyonda olmasına dikkat edin.

2- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyin. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyin.

3- Hafif bile olsa bir yerden cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.

4- Bir eşyayı taşırken gövdenize yakın tutun.

3- Hafif bile olsa bir yerden cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.

4- Bir eşyayı taşırken gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa, omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.

5- İki kişiyseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın ucunu sakın bırakmayın.

6- Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı denemeniz tam bir felaket olabilir.

7- Ayaktayken belinizi sağa veya sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden bir şey almayın.

8- Yük elinizdeyken dönmeniz gerekiyorsa, belinizle değil ayaklarınızın yerini değiştirerek dönün.

9- Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek ve ya iterek tek başınıza götürmeyin.

10- Sandalye ve ya koltukta otururken dik pozisyonda olmaya gayret edin ve bunu alışkanlık haline getirin. Bu esnada diz eklemlerinizin kalça eklemlerinden daha yüksekte bulunmasında, ayak tabanlarının yere temas ederken düz konumda olmasında ve yere rahatça basmasında yarar var.

11- Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayın. Stabil olmayan bozuk koltukların ve yumuşak iskemlelerin belinizi tehdit ettiğini unutmayın.

12- Sandalyede otururken ayaklarınızın altına bir basamak çekerseniz daha rahat ederseniz.

13- Abdest alırken, dişlerinizi fırçalarken ya da elinizi, yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin.

14- Her gün en az 15 dakika yürüyün. Yürüme mesafesini giderek arttırın.

15- Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorunuzun önerdiği egzersizleri aksatmadan yapın, çünkü düzenli egzersiz yapanlarda ağrının tekrarlaması daha seyrek görülür.

16- Sağlıklı olsanız bile her gün kaslarınızı güçlendirici egzersizler yapın.

17- Egzersizleri altında sunta ve ya tahta bulunan halı ya da battaniye gibi sert bir zemin üzerinde yapın.

18- Spor veya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçının. Spora başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapın.

19- Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa mutlaka bir uzman doktora danışın.

20- Günlük yaşamınızda ani hareketlerden sakının.

21- Her gün beyaz peynir ya da bir kase yoğur yemeyi veya bir bardak az yağlı süt içmeyi alışkanlık haline getirin. Güneş ışınlarından yararlanın.

22- Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutun. Alınan her fazla kilonun vücudunuz ve beliniz için ilave bir yük olduğunu unutmayın.

23- Uzman bir hekime danışmadan bel korsesi kullanmayın. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayın.

24- Kesin teşhis konulup bel ağrınızın nedeni anlaşılmadan, belinizi asla çektirmeyin. Bunun bazen felce kadar giden sonuçlara yol açtığını unutmayın.

25- Üzüntü ve stresin bel sağlığınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek, ruh sağlığınıza özen gösterin. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidin.

26- Yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyin. Ayakkabılarınızın topuklarının yüksekliği normal, ökçeleri yumuşak olsun.

27- Sandalye ya da koltukta otururken, bir cismi hafif dahi olsa öne doğru eğilerek yerden almayın.

28- Daha önce bel rahatsızlığı geçirdiyseniz, güreş, boks, judo, futbol, basketbol gibi mücadele gerektiren ve halter, jimnastik, golf, tenis gibi zorlayıcı sporlardan uzak durun. Bunların yerine yürüme yada yüzme gibi sporları tercih edin.

29- Raflardan kitap veya herhangi bir eşyayı alırken önce ayağınızın altına yükseltici bir şey koyun ve eşyanın hizasına yükseldikten sonra onu alın.

30- Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin. Uzun yola çıkarken belinizi ince bir yastıkla destekleyin.

31- Otomobile bindiğinizde, koltuğunuzu pedallara yakın olacak şekilde ayarlayın. Dizlerinizin, kalçanızın biraz yukarıda durmasını sağlayın. Aksi halde beliniz rahat etmez.

32- Uzun süre araç kullanmayın, kullanmak durumunda kalırsanız sık sık mola vermeyi ve bu esnada biraz yürümeyi tercih edin.

33- Yatağınız sert olsun. es ederken düz konuYattığınız zaman vücudunuz yatağa gömülmesin. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan, yumuşak veya çöküntülü yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta ile tahta olan yatakları ve üzerine yatıldığında omurganın fizyolojik kıvrımlarına uyum gösterebilen kaliteli ortopedik yatakları tercih edin.

34- Bilgisayar karşısında saatlerce hareketsiz veya uygun olmayan pozisyonlarda kalmak beli rahatsız eder. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçanızın arka kısmı destekli, köprücük kemikleriniz yere paralel durumda olmalı. Gözleriniz, ekranın üst hizasına yakın konumda ve ekranı tam karşıdan görebilecek pozisyonda bulunmalı. Kollarınız rahat, ön kol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmalı. Ayaklarınızı da bir destek üzerine koymanız daha iyi olur.

35- Daha önce bel rahatsızlığı izleri altında sunta ve ya tahta bulunan halı ya da battaniye gibi geçirdiyseniz, zıplama hareketi yapmayın ve yüksek bir yerden asla atlamayın.

36- Yürürken veya ayakta dururken vücudunuzun dik bir pozisyonda olmasına özen gösterin. Ağırlığınızı her iki bacağınıza eşit olarak paylaştırın. Ayakta dururken omuz ve kalçanızın aynı hizada olmasına dikkat edin. Doğru duruşta çene içeri çekilmiş, baş dik, sırt ve bel düzdür. Bu duruşta kulaktan yere indirilen dik çizgi, omuz ve kalçanın ortasından, ayak bileğinin önünden geçer. Ayakta dururken sırt kambur, bel çukur, karın öne sarkık, göğüs yassılaşmış ve çene öne çıkmış olursa bu duruş yanlıştır. Böyle bir pozisyon bele rahatsızlık verir ve iç organlar basınç altında kalır.

37- Tarlada, inşaatta, işyerinde, evde çalışırken veya kar kürerken beliniz aniden ağrımaya başladıysa, geri kalan işi bitirmek üzere gayret sarf etmeyip hemen istirahata çekilin. Sert bir zeminde sırt üstü uzanıp, dizlerimizi hafifçe bükerek bacaklarınızı yukarıya doğru toplamış vaziyette 15-30 dakikalık istirahat oldukça rahatlatıcı olur. Eğer bu süre sonunda durumunuzda iyiye gidiş yoksa, mutlaka doktorunuza başvurun. Hastalığınız esnasında istirahat süresinin uzun mu yoksa kısa mı olacağını önceden kestirebilmek çok zordur. Manyetik rezonans görüntüleme metodu uzman doktora bu konuda fikir verir.

38- Bel rahatsızlığı geçirdiyseniz, uçak yolculuğu sırasında ayağınızı rahatça uzatabileceğiniz bir yeri tercih edin. Uzun süreli yolculuklarda koltuğunuzu hafifçe arkaya yatırın ve belinizi ince bir yastıkla destekleyin. Yolculuk esnasında sürekli oturmayın, ara sıra ayağa kalkarak biraz yürüyün. Yolculuk bitiminde valizlerinizi tekerlekli arabaya koyarak taşıyın.

39- İş yerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bu durumun beliniz için sakıncalı olduğunu bilin ve mutlaka ara sıra kısa da olsa yürüyüşler yapın. Çünkü oturur pozisyondayken belinize binen yük, ayakta olduğunuzdan belirgin şekilde daha fazladır. Yapılan araştırmalarda, günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin, ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Oturarak çalışırken belinizi ince bir yastıkla desteklemenizde yarar vardır.

40- Tek bir çeşit bel fıtığı olmadığı gibi, tek bir çeşit bel fıtığı tedavisi de yoktures ederken düz konu. Bazı bel fıtığı tedavisi için yalnızca ilaç ve istirahat yeterli olur. Bazıları ise fiziki tedavi ve bazı geleneksel tedavi türleriyle iyileşir. Bazı bel fıtıkları da mutlaka cerrahi girişim gerektirir. Bu nedenle, elindeki tek bir tedavi çeşidiyle tüm bel fıtığı hastalarını iyileştirdiğini söyleyen şahıslara inanmayın, sağlığınızı uzman doktorlara emanet edin&quot;.</description>
<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 13:09:31 +0300</pubDate>
<category>Sağlık Bölümü</category>
</item>
<item>
<title>admin: Webmasterlara öğütler</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article25.htm</link>
<description>admin: Web Tasarımcısına Öğütler

1. Tasarımı olabildiğince basit tut. İyi bir tasarımın gücü basitliğinde saklıdır. Özü tanımlamak ana hedeftir.
2. Formatın içerik karşısındaki çekiciliğinin sizi baştan çıkarmasına izin vermeyin. İçerikle ilgilenen bir tasarımcının projeye katkısı, kafayı formata
takmış bir tasarımcıdan tartışmasız daha çok olacaktır.
3. Pastaya kremasını sıvamak yerine, çözülmesi gereken problemin ne olduğunu tam anlamıyla anlamak gerekir. Sonuçta ortaya çıkan görüntü
krema gibi görünse de, asıl olan pastanın kendisini iyi pişirmektir.
4. Estetiğin önünde duran en önemli engel sayfanın yüklenme hızıdır. Sayfa yavaş açılıyorsa yazı tahtasına geri dönmek gerekir.
5. Diğer birimlerle [mühendisler, üreticiler, editörler ve satış] iletişimi koparmamak ve koordinasyonu sağlamak esastır.
6. Ve her zaman azıcık asit yeşili ekleseniz iyi olur.
7. Yaptığınız her işe bir tatlı kaşığı mizah içirmek, alacağınız ilacın dozunu düşürür. Ve bir ölçek şeker çok faydalı bir tasarım aracıdır.
8. Tuhaf fontları kullanmaktan kaçının.
9. Web için tasarlanmış çanlar ve ıslıklar üzerinde çok fazla zaman harcamayın. İnanın değmez.
10. En sonunda ortaya çıkan tasarım, onun için harcadığınız emeğe kıyasla çok sade görünüyorsa, bu ipi göğüslediğinizin kanıtıdır.
11. İşe başlamadan önce eldeki asıl problem üzerinde düşünün. Fakat problemleri olmaları gerektiğinden daha fazla büyütmeyin. Tasarımcıların
karşılaştıkları problemler çok nadiren o denli ciddi ve complex olurlar. Yani işleri sizin için daha zor hale getirmek için enerjinizi boşa
harcamayın.
12. Sadece sissyler [i.ne demek ağır olur] karalama yapar.
13. Çoğu tasarımcı doğuştan yetenekli olduğunu düşünür. Onlar “Özeldirler“. Eğer bu özel insanlardan birisinin yardımına ihtiyacınız varsa,
egolarını biraz titretin.
14. İşleri bir adım öteye götürmekten veya tekrar tekrar aynı şeyleri istemekten korkmayın. Topu o çok bilmişlerde bırakın ki kendileriyle
yüzleştiklerinde ne yapacaklarını bilemesinler.
15. İlham gelmiyorsa etrafa bakın. Sizi çevreleyen evrenin fikirlerini ödünç alabilirsiniz.
16.Müşterilerinizi gözlemleyin ve onlar için anlam ifade eden şeylerden etkilenmeyi adet edinin.
17. İyi muzik iyi tasarımın anahtarıdır. Hemen dışarı çıkıp kendinize birkaç CD alın.
18. Projenizde bir dolu değişik font kullanmaktan kaçının. Zorunlu hallerde 20 kadarı fazlasıyla yeterli olacaktır. İnsan beyni bundan fazlasını
kavrayamaz.
19. Tüm renkleri kullanma ayrıcalığınız varsa, bu hakkı suistimal etmeyin. insanlar genelde ödedikleri paraya değsin isterler, ve bu onların tasarımı
için kullandığınız renk cümbüşüyle doğru orantılıdır.
20. Bir metni kullanırken mutlaka okuyun! Kendinizi, bu metne sizden bile daha az ilgiyle yaklaşacak olan bir insanın yerine koyun. Kısa satır
uzunluğu iyidir. Çoğu zaman karşılaştığımız sayfalar satırların vahşice uzamasına aldırmasa da, satırları 400 pixelin altında tutmak en iyisidir.
21. Eğer metin uygun görünmüyorsa; durumu size, “Bu sayfayı biraz buda!“ yazana bildirmekten korkmayın. Herşey bir yana “Asıl çok olan azdır!“,
değil mi? Eğer metinleri üzerinde değişiklik yapmayı kabul etmiyorlarsa bu sözü kullanabilirsiniz.
22. Benim bütün web sayfalarım, bana başka işler için daha fazla zaman bırakacak şekilde, basit şablonlar üzerinden oluşturulmuştur. Sen de
kendine basit bir şablon hazırlayabilirsin.
23. İşe yaramaz bilgiyi halının altına süpür. Belki günün birinde birisi kalkıp da tasarımın değişiklerden önceki ilk hallerini görmek ister.
24. Sanılanın aksine clip art, neden bahsettiğinden asla emin olamadığınız fransızca deyişler gibidir. Saraydan uzak sanat hiç eskimez.
25. Çizgi sanatı sanal ortama çok uygundur. Fotoğraf yerine vektörel çizimler kullanmak, sayfaların çok daha hızlı yüklenmesini sağlar.
26. Her zaman emeğinizin karşılığını isteyin. Bir kuruş, hatta para bile olamosı gerekmez fakat belli bir limite kadar, işinize verilen değer istediğiniz
miktarla doğru orantılı olarak artacaktır. Yuppi Ekonomisi 101&#039;e hoş geldiniz.
27. Flash öğrenin. Hemen şimdi. Ama her iş için flash kullanmayın.
28. Yapabildiğinizde sayfayı tam ekran görüntüleyin. Animasyonlarınızı ve tasarımlarınızı, kullandığınız animasyon programından bağımsız olarak
[Flash, GIF, dHTML, QuickTime, vs.], kullanıcının seçtiği browser genişliğinde görüntüleyin.
29.Animasyonunuzun, sadece hareket halindeki renklerden oluşsa bile, bir ana teması, hikayesi, en azından bir amacı olmasına dikkat edin. Bu
noktayı akılda tutarsanız farklılaştığınızı göreceksiniz.
30.Animasyonunuzu sıradanlıktan kurtarmak için objelerin linear hareketlerinden vazgeçebilirsiniz.
31. Sesi iyi kullanamıyorsanız hiç kullanmayın. İyi muzik zayıf animasyonu kuvvetlendirirken kötü müzik harkulede bir tasarımın içine edebilir.
32.Analog olmayı göze alın. Geleneksel materyalleri ve teknikleri dijital animasyonla birleştirin.
33.Animasyon gerçekliğin abartılması olduğundan, çalışmaya eldeki referans materyallerinden başlayın. Çeşitli objelerin nasıl hareket ettiklerini
anlamak için onları filme çekin. Toparladığınız bu kaynakları, çizimlerine ihtiyacınız olduğunda kullanmak üzere el altında tutun.
34. dHTML sayfanızı dinamik olarak birleştirme arzusuna direnin. İnsanlar zaten sayfayı yüklemek için yeterince beklediler.
35.Arayüz elemanlarında kullanılan ses unsuru, üzerinde gezindiğiniz ilk 3 defadan sonra rahatsız edici olacaktır.
36. HTML yapısını ve neden çalıştığı şekilde çalışıyor olduğunu ögrenin. HTML&#039;in iyi yapabildiği noktaları kullanmaya yönelik olarak tasarım
yaparsanız, onun artılarından yararlanmış olursunuz. Bu çabanız takımın diğer üyelerini daha mutlu kılar ve sayfa daha iyi çalışır.
37. İyi programlamanın %90&#039;ı, programcıların gerzekleri açığa çıkarma arzularına direnmelerinden geçer. Yanlış yaptığınız noktaları öğrenip, ilk
olarak onlarla başa çıkmak üzerinde çalışın.
38.Arayüz gece kulübü değildir.
39.Asla grafiğin içine kelime karıştırmayın. Metin metindir. Grafik grafik. ikisini birbirine karıştırmayın.
40. Kullanıcıyı geri butonu kullanmamaya ikna etmek için sadece 3 saniyeniz var. 3 saniye. Bu ekrana anında ilginç bir şey getirmeniz gerektiği
anlamına geliyor.
41. Ekrana herşeyi yükletmek için 20 saniyeniz var. Hatta bu tahmin büyük ihtimalle çok liberal bir tahmin. Bu süre genelde 10 saniyedir. Elinizi
çabuk tutun.
42. Siteniz arama motorlarında ne olasılıkla bulunabiliyor? Neden bilmiyorsunuz? Çabuk öğrenin ve meta etiketlerinin içeriğinizi buna uygun
olarak değiştirin.
43. Kullanıcılar sitenizin nasıl çalıştığıyla hiç, hem de hiç ilgilenmiyorlar. Sadece içeriğiniz için oradalar. İçeriği onlara basit ve hızlı bir şekilde verin.
44.Web tasarımının temel kuralları, diğer tasarım disiplinleriyle aynıdır, fakat Webde tasarımı şunlara karşı yaparsınız: Hat safhada bir karışıklık.
İpucu: Basitliğin radikal kuralları.
45. Teknolojik kısıtlamalar İpucu: Baskıdan farklı olarak webde mutlu tesadüfler yoktur. Extra GÜVENLİK gerektirir.
46. Kötü tanımlanmış bir anadil İpucu: Web dili kaba süreçlerini yaşıyor.
47. Problem “basitlik+güvenlik+kabalık=sıkıcı web“ Benim size tavsiyem kuralları yıkan deneyler yapmanız ve vaziyet el verdiğinde [içerik kullanım
kolaylığının diktasında olmadığında] uçlarda dolaşmak.
48.Gözlem gruplarını incelediğinizde, kullanıcıların genellikle irrasyonel ve duygusal olduklarını görürsünüz, fakat tasarım yaparken kendi
içinizdeki irrasyonel ruha direnmek zorundasınız. Ou have to resist designing for the irrational in us. Yoksa kötü tasarımcı olursunuz ona göre.
49.Web tasarımında ilk adım makinalar için tasarım yapmaktır. Bu insanlar için ayrıca çaba sarfetmeniz gerektiği anlamına gelir. Tam tersi de
doğrudur.
50. Seyirciniz hakkında bilgi edinin ve düşünün, sonra bilgisayarlar hakkında bilgi edinin ve düşünün, sonra seyirciniz hakkında bilgi edinin ve
düşünün...
51. Daha çok hız, daha az etkileşim.
52.Mantra #1: “Asıl çok olan azdır!“
53.Mantra #2: “İçerik kraldır“
54. İlham#1: Uzmanlık alanınız dışındaki insanlarla çalışın. Örneğin, mimarlar size web tasarımında tam anlamıyla yeni bir bakış açısı
kazandırabilirler. Web sayfalarını web alanlarına dönüştürebilirler.
55. İlham#2: Analog çalışın. Kağıt ve kalem prototipleri kullanabileceğiniz en iyi arçlar olabilir. Are one of the best tools you can ever use. Yapışkan
kağıtları serbestçe kullanın.
56.Gerçek: Eğer 10 saniyede %100 kullanışlı değilse kaybettiniz. Hedef 5 saniye olmalı
57. Şu rengi bir web sayfasında asla kullanmayın: “#FF36C6“.
58. Şu an bilgisayarınızda bulunan tüm fontları atın. Bir arkadaşınıza şu üç fontu yeniden yükletin: 1 tane mono-weight Sans Serif, 1 tane Serif ve
sonuncu canınızın istediği herhangi bir font olabilir. Bu fontlarla yaşamayı öğrenin. Eğer beceremediyseniz, onları FontLab&#039;da açın ve düzeltin
veya Illustrator ya da Freehand kullanarak üzerlerinde tek tek çalışın.
59. Çalışırken bilgisayarınızın görüntü ayarlarıyla oynayın. Ekrana vurun, bir mıknatıs yaklaştırın, gamma ayarlarıyla radikal düzenlemeler yapın,
güneş gözlüğüyle bakın, delikli bir film şeridinin ardından bakın, ekranın üzerini kuruyunca silinen markerlarla çizin. Eğer bir hata yaptıysanız,
hatayı düzeltmeden önceki haline bakın. Tüm bu yöntemler sizin, tasarımın ilk safhalarındaki doğal süreçlere dönmenizi sağlayacaktır.
60. Ucuz bir Polaroid alın ve sürekli olara kullanın. Dijital değil, Polaroid kamera!
61. Eğer tasarımcı olduğun iddiasındaysan işini bırak, kendine [vergi tahsildarı olabilir] yeni bir iş bul, siyah olmayan kıyafetler, normal boyutlarda
bir gözlük al, AIGA kartını yak ve tasarımı bir süreliğine sadece hobby olarak yap. [Saka yapmıyorum ya öyle yazıyordu, ben de çevirdim]
62. Bir şeyleri kırma alışkanlığı edin.
63. 1 yıllığına mobilya ustasının yanına çırak olarak gir.
64. Sanatçı ruhunu internet tostuna yağ gibi sür. Web herşeyin mümkün olduğu görsel bir oyun bahçesidir. Eğer istediklerini web de
yapamıyorsan, neden yapasın ki?
65. Temellere bağlı kal: kırmızı, siyah, Helvetica, Times. İş hayatında o şık şeylere yer yok, eğlence ve oyunu öğle tatili için sakla.
66. Daha büyük ve daha kırmızı yap. [Aman diyim bunu “Güzel yapamasan da, büyük yap, büyük yapamazsan, kırmızı yap“ olarak yorumlama.]
67. İzleyicinin gözünün ortasına yumruk indir.
68. Optima Extra Bold, özellikle sık aralıklarla kullandığınızda, fontlar arasında heryerde kullanabileceğiniz bir font tipidir. İşi neredeyse üst üste
birdirmeye kadar götürdüğünüzde bir şeyler anlatmak istediğiniz gün gibi aşikardır.
69. Daha da iyisi tüm harfleri büyük yaparsınız. Bir şeyleri gerçekten ifade etmek istediğinizde!!!
70. Çabuk ama trendy bir logo için italic yazıyı bir ovalin içine dişi olarak yerleştirip, bir parçacık da drop shadow kattınız mı, iş tamamdır.
71. Hollanda da tasarımcıların yaptığı işe “form veren“ anlamına gelen “vormgeving,“ denir. Bu kelime İngilizce&#039;de kullanılan ve moda, zevk, tat ve
ticaretle iç içe geçmiş olan “design“ kelimesinden oldukça farklıdır. Bu eylemi en iyi ifade eden kelime nedir? Tat, sitil, fonksiyon gibi kelimeler
güzellik ifadeleridir. Fakat bu eylemin ruhunu gerektiği gibi tarif edemezler. Tasarımcıların form veren olarak asıl görevi -amaç, skala, medya ve
tasarımdan bağımsız olarak- bu ruha uygunluğu keşfetmek veya yeniden yaratmaktır.
72. Benim se en çok beğendiğim tasarımlar kendini bilmez folk tasarımcılar tarafından ortaya konanlardır.
73. Sırat köprüsünde kimse ünlü bir tasarımcı olup olmadığınızı sormayacaktır.
74. Satış çağında yaşıyoruz. Bir şeyin işe yarayıp yaramadığı piyasada tutmasıyla anlaşılıyor. Sadece satan projeler mutlu hayatlar yaşıyorlar.
75. Size yeterince güzel olmadı bu iş diyen iç sesinizi görmezden gelmeyin.
76. Bir tasarımcının avutkatla, sanatçıyla olduğundan daha çok ortak noktası vardır. Müşterinizle aynı fikri paylaşmıyor, hatta onlardan nefret
ediyor bile olabilirsiniz, fakat onların iyi görünmesini sağlamak sizin görevinizdir. Oturup içinde bulunduğuz durumdan şikayet etmek yerine,
bu şartlar altında yaratıcı çözümler üretmeyi seçmelisiniz.
77.Modanın sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Tasarımın görevi bir mesaj aktarmaktır. Tasarımıznızın mesajı doğru ilettiğinden emin olmalısınız.
78. Yeni teknolojiye ayak uydurun. Web yerinde durmadığından yenilikleri arayıp bulmaya vakit ayırın. Artık büyüğün küçüğü yediği zamanlar
geride kaldı. Hızlı yavaşı mideye indiriyor.
79. Yaptığınız hiçbir şeye çok bağlanmamak kuralı çok önemlidir. Sevsenizde, nefret etsenizde, yanınıza öğrendiklerinizi alıp, oradan uzaklaşmak
en iyisidir.
80. Siz öyle olacağını düşündüğünüz sürece, herşey iki kat daha fazla zaman alacaktır.
81. Benimsenmiş iletişim noktalarını kullanan tasarım başarılı olur. Kendi yarattıklarını kullanan değil.
82. Yaptığınız tasarımları her aşamasında sürekli kaydedin. [Save]
83. Renk en son sahneye çıkan oyuncu olursa müşterileriniz onların en az sevdikleri rengi kullandığınız için huzursuz olmazlar.
84. İnsanlar: Beklemeyi, scroll etmeyi, okumayı sevmez.
85. İnsanlar: Okumaktansa beklemeyi, beklemektense scroll etmeyi seçerler.
86. İnsanlar: Genelde rasyonel ve tutarlı olmasalarda, bazen olmayı seçerler.
87. Tasarım problem çözmektir. Problemi tanımladığınızda işi yarılamış olursunuz.
88.Web tasarımının ilk adımı prosesi tanımlamaktır. Karar mercilerini ve hedefleri belirleyip, takım arkadaşlarını eldeki tasarım sorunlarının
çözümlerine götürecek yolun haritasını çizmek gerekir. Bu sağlam çatı altında sıradan bir tasarımcı bile işi götürebilir. Bu çatı kurulmamışsa iyi
bir tasarımcı bile boka batabilir.
89. Fotoğrafçı, illustrator ve diğer tasarımcılarla çalışırken, onlara onlardan nelerini istediğinizi açıkça belirtin ve yollarından çekilin. Onlara yaşama
alanı ve desteğinizi verin. Bu şartlar gerçekleştiğinde sizi güzel göstermek için ellerinden geleni yapacaklardır.
90. İşinizi, GIF kullanımına başvurmadan önce HTML ve CSS kullanarak halletmeye çalışın.
91. Vazgeçemezsiniz ve otomatik bir silahla dünyayı etrafınızda dönmeye zorlayamazsınız. [Belki yaparsınız ama bu sadece problemlerinizin
katlanarak çoğalmasına neden olur.] Bir proje tasarımın 11. saatinde -“ya sev ya terket“ meyil doruklardayken- ilgili diğer taraflarla iletişim
kurmak için gücünüzü son damlasına kadar kullanın. İnanın bu tek merhem yaranıza!!!!

Kaynak : Hot Design Tips (Barbara Kuhr)</description>
<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 23:38:36 +0300</pubDate>
<category>Taksiler ve taksiciler</category>
</item>
<item>
<title>admin: Bayrağımız</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article24.htm</link>
<description>admin: [img]http://ziza.net/web/arge/tk/images/img/bayrak2.gif[/img]
[b]BAYRAĞIM...
BAŞIMDA OL...
SEVGİM ATEŞİM OL...
MUTLULUĞUM OL...
GÖZ YAŞIM OL...
HEP BENİMLE KAL...
MEZARIMA ÖRTÜ OL...[/b]

[b]Bayrağımız[/b]
Türk Bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti anayasanın 3. maddesine göre, &quot;şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.&quot;

[b]Tarihi[/b]
Bayrak sözcüğünün aslı, &quot;batrak&quot;tır. Batıraktan yani batırmaktan gelir. Eski Türkler&#039;de toprağa saplanan, &quot;batırılan&quot; mızrağın üzerine hanedanlığı temsil eden renklerde kumaşlar, ipler vb. asılırdı. Mızrağın ucuna da altın veya değerli madenlerden kurt başı gibi kağanlık alameti takılırdı. &quot;Toprağa batırılan mızrak&quot; anlamındaki bayrak sözcüğü, zamanla &quot; dalgalanan milli simge&quot; ye kaymıştır.
Osmanlı Devleti&#039;nden önceki Anadolu Türk devletlerinde kullanılan bayrak renk ve sembolleri hakkında yeterli bir bilgi yoktur.Türk Bayrağı&#039;nı ilk olarak Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Mes&#039;üd tarafından Osman Bey&#039;e gönderilen ak renkli sancak olarak görürüz.15. yüzyıldan sonra al bayrak, Yavuz Sultan Selim dönemindeki Çaldıran Savaşı&#039;nda ise yeşil bayrak kullanılmaya başlanmıştır.Türk Bayrağı&#039;na en yakın şekil ise III. Selim döneminde rastlanır.Bu bayrakta hilal ile birlikte sekiz köşeli yıldız kullanılmıştır. Yıldızın beş köşeli halinde kullanılması ise 1842 yılında Abdülmecit dönemine denk gelir.Saltanatın kaldırılması üzerine 29 Mayıs 1936 tarihinde çıkartılan 2994 sayili kanunla Türk Bayrağı&#039;nın şekli ve ölçüleri kesin bir şekilde tesbit edilmiştir.28 Temmuz 1937 tarihli 27175 sayili Türk Bayrağı nizamnamesi kararnamesi ile de Türk Bayrağı&#039;nın kullanılışı düzenlenmiştir.

[b]Sembol ve Manası[/b]
Türkiye bayrağının sembolik anlamı için pekçok teori ileri sürülmüştür.
Bir görüşe göre, Türk Bayrağındaki hilal &quot;İslamiyeti&quot;; yıldız ise &quot;Türklüğü&quot; temsil eder. Kırmızı renk ise toprağa karışan &quot;kan&quot;ı temsil etmektedir.
Başka bir görüşe göre, Ay-yıldız Orta Asya&#039;dan gelen &quot;Türklüğü&quot;, kırmızı zemin ise &quot;vatanı&quot; temsil etmektedir.
Başka bir görüşe göre; Osmanlı devleti bayrağının değiştirilmiş bir versiyonudur.
Başka bir görüşe göre; yarım ay &quot;yenilenme&quot; yi, yıldız &quot;Türklüğü&quot; temsil etmektedir.
Başka bir görüşe göre; yarım ay &quot;Allah&quot; ı, yıldız &quot;İslam dininin peygamberini&quot; temsil etmektedir.
Başka bir görüşe göre yıldız &quot;demokrasi&quot; eşitlik ve özgürlüğü, hilal &quot;İslam&quot;ı simgeler.
Başka bir görüşe göre savaşta ölen askerlerin kanına yansıyan ay ve yıldızın ışığının yansımasından oluşan görüntüyü tamsil etmektedir.

[b]Türk Bayrağı ve Ölçüleri[/b]
Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun, 25 Ocak 1985 tarih ve 85/9034 nolu &quot;Türk Bayrağı Tüzüğü&quot; kararının 4. maddesinde, bayrağın boyutları şöyle belirlenmiştir:

[b]Bayrağın standartları:[/b]
Madde 4 - Bayrak, aşağıda gösterilen standartlara göre yapılır: (Ek:1)
Bayrağın boyu, eninin bir buçuk katıdır,
Ay ve yıldızın meydana getirilmesi için çizilen çemberlerin merkezleri eksen üzerinde bulunur.
Ay, iç ve dış çemberlerinin birbirini kesmesinden meydana gelir,
Ayın dış çemberinin çapı, Bayrak eninin yarısına eşittir, merkezi,uçkurluğun iç kenarından Bayrak eninin yarısına eşit uzaklıktadır,
Ayın iç çemberinin çapı, Bayrak eninin onda dördüne eşittir, merkezi, dış çember merkezinden uçuş yönüne doğru Bayrak eninin 0.0625 katı uzaklıktadır,
Ayın ağzı uçuş yönüne bakar,
Yıldız, çapı Bayrak eninin dörtte birine eşit olan ve beş eşit parçaya bölündüğü farz edilen bir çemberin bölüşme noktaları birer atlanarak meydana getirilir. Yasada, yıldızın uçlarından biri, Bayrak ekseniyle ayın iki ucundan geçtiği farz edilen çizginin kesiştikleri noktada çizilmiştir. Bu nokta ile iç çemberin uzaklığı için yasada verilen rakam, eğer yasadaki şekil doğru ise, yanlıştır. Ancak, yasadaki şekle uygun Bayrak çizmek için bu rakamın verilmesi de gereksizdir.
Kanuna göre, Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya Bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez. Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz. Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.

[img]http://ziza.net/web/arge/tk/images/img/bayrak2.jpg[/img]</description>
<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 17:54:07 +0300</pubDate>
<category>Bayrağımız</category>
</item>
<item>
<title>admin: Emlak Scripti Özellikleri</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article23.htm</link>
<description>admin: Emlakçılar; işyeriniz için harikulade seçim. Bizimle irtibata geçiniz.

Emlak Siteniz Özellikleri
- Google Map Api&#039;si kullanılarak ilanınızın uydudan çekilmiş görüntüsünü (koordinatlarını yönetim panelinden girerek) emlak detay sayfasında gösterebilirsiniz
- ilanınıza ait sınırsız sayıda video ekleyebilirsiniz.
- Sınırsız sayıda dil ekleyebilme (japonca, arapça, rusça gibi tüm dilleri destekler)
- Sınırsız sayıda ilan ekleyebilme,
- Eklenen ilanlara ait sınırsız sayıda resim ekleyebilme,
- Eklenen ilanlara ait sınırsız sayıda video ekleyebilme,
- Eklenen ilanlara google &quot;MAP API&quot; sayesinde ilanın uydudan çekilmiş fotoğrafını gösterebilme,
- İlanları listeye ekleyebilme,
- Listeye eklenmiş ilanları karşılaştırma özelliği,
- İlanı yazdırma özelliği,
- Sınırsız sayıda sayfa ekleyebilme, eklediğini sayfalara sınırsız sayıda alt başlık ekleyebilme, alt başlıklara ait sınırsız sayıda resim ekleyebilme
- Sınırsız sayıda emlak özelliği ekleyebilme,
- Arkadaşıam gönder ve tavsiye et özelliği,
- Ziyaretçilerden gelecek olan mesajlara için sınırsız sayıda yetkili ekleyebilme
- Eklediğiniz resimlerin üzerine yazı yazdırma özelliği (font boyut ve belirginlik belirleyebilme)
- Döviz kurlarını otomatik veya manuel güncelleyebilme
- ilanlarınıza ait fiyatları otomatik kur dönüştürücü
- Gelişmiş istatistik, yıllık, aylık ve tüm zamanlarda erişmiş ziyaretçiler, &quot;dil, tarayıcı işletim sistemi gibi&quot; ayrı ayrı görebilme (grafiksel özellikli)

Ayrıntılı Bilgi İçin
[b]GR Bilgisayar İnternet Hizmetleri[/b]
Adres: 523 Sok. No:56/A Bornova - İzmir
Tel-Fax: 0232 343 7592
Email-Msn: [email]msn@ziza.net[/email]</description>
<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 19:14:11 +0300</pubDate>
<category>Aracı Emlak Hizmetleri</category>
</item>
<item>
<title>admin: Kim bu hırsız?</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article22.htm</link>
<description>admin: Bir evde 4 arkadaş varmış. Bunlar birgün çok değerli bir elmas bulmuşlar. 3 ayaklı yuvarlık masanın üzerine koymuşlar. Tam bakarlarken ışıklar gitmiş. Işığı açtıklarında ise elmas yokmuş. Polis ifadelerini almış hepsinin ve dördü de farklı şeyler söylemişler...

1. O esnada ben kitap okuyordum..
2. O esneda masanın bir ayağı boşta idi ben de kağıt koyuyordum altına...
3. O esnada masanın başında ben yoktum, ışığı yakmaya gidiyordum.
4. O esnada ben de masanın altına paramı düşürmüştüm onu arıyordum der...

sizce hangisi suçlu ve neden?</description>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 18:46:55 +0300</pubDate>
<category>Kolay Şeyler</category>
</item>
<item>
<title>admin: Büyük Aşk</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article21.htm</link>
<description>admin: Beni oldukça etkileyen bir yazı:

	Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar..
	Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi..
	Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..&quot;anladım&quot; der gibi bir gülümseyişti bu...
	Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
	Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji&#039;nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
	Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan &quot;tabi&quot; dedi.. &quot;bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..&quot;

	&quot;Mutluluk işte bu olmalı&quot; diye düşündü delikanlı.. &quot;Mutluluk işte bu!..&quot;

	Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
	Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. &quot;Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana&#039;da da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak..&quot;
	Hayır, aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana&#039;ya g-yasaklı-türüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana&#039;ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara&#039;nın hele Kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
	Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız &quot;keşke orada olsaydın&quot; demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
	Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. &quot;Bu sana&quot; diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl&#039;ın dört satırını okurken..

&quot;Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!..&quot;

	Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. &quot;Sana bir şeyler söylemek istiyorum&quot; dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. &quot;Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok..&quot;
	&quot;O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!&quot; dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
	Yıllarca sonra Levent Yüksel&#039;in söyleyeceği şarkıdaki Sezen Aksu&#039;nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. Aşk &quot;onurlu&quot; olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiğiydi.. Bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
	Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti..Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. &quot;Günlerdir seni arıyorum&quot; dedi kız. &quot;Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!..&quot;
	&quot;Yaa&quot; dedi delikanlı.. &quot;Yaa&quot; dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: &quot;Yaaa!..&quot;
	Cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. &quot;Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün..&quot; dedi. &quot;Bu da sonu onun...&quot;
	Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..

&quot;Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!..&quot;

	Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
	Delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, o delikanlı, bendim!...

Yazar : Hıncal Uluç
[i]Alıntıdır[/i]</description>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 18:50:11 +0300</pubDate>
<category>Kolay Şeyler</category>
</item>
<item>
<title>admin: Perhiz - Doktor Tavsiyesi</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article20.htm</link>
<description>admin: [b]Zayıflamaya gayret[/b]
Verdiğin perhize budur gayratım,
Bundan başka uyameyom dohtur bey!
Üç sepet yumurta sabah kahvaltım,
Teker teker sayameyom dohtur bey!

İki leğen pilav bir yayık ayran,
İster yağlı olsun isterse yavan,
Yanına kesiyom beş kilo sovan,
Yeyom yeyom doyameyom dohtur bey!

Üç tencere bamya yerim ben şinci,
Yirmi tas su içip biraz koşinci,
Her yanım sökülür karnım şişinci,
Sağlam göynek giyemeyom dohtur bey!

Şinciye acımdan çoktan ölürdüm,
Sağolsun komşular gönderir dürüm,
Bir guzudan çok yiyemem, var sözüm,
Ayıp olur cayameyom dohtur bey!

Bazı az geliyo beş kasa hurma,
Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
Onuda mı yedin diye hiç sorma,
Utanıyom deyemeyom dohtur bey!

Günde iki çuval unum gidiyo,
Avradım her sabah ekmek ediyo,
Bir gazen fasilye gönül ye deyo,
Artırmaya gıyameyom dohtur bey!

Senede gırk dönüm bostan ekerim,
Benden başka kimse yemesin derim,
Gavunu, garpuzu gabuklu yerim,
Aceleden soyameyom dohtur bey!

Bilmem bu işin sonu nereye gider,
Buyumuş gısmetim, buyumuş gader,
Bir günde yediğim işte bu gader,
Daha fazla yiyemeyom dohtur bey.

[i]Alıntıdır[/i]</description>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 15:26:46 +0300</pubDate>
<category>Kolay Şeyler</category>
</item>
<item>
<title>admin: 12 Temmuz 2008 - 1.Lig Transferleri</title>
<link>http://ziza.net/web/arge/tk/article19.htm</link>
<description>admin: Turkcell Süper Lig&#039;in bitmesiyle birlikte transferde hareketli günler yaşanıyor. Peki hangi kulüp kimleri transfer etti?

[code][b]ANKARAGÜCÜ:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Yusuf Soysal (Kayseri Erciyesspor), Burak Özsaraç (Konyaspor), Mehmet Yılmaz (Ankaraspor), Barbaros Barut (Kasımpaşa), Metin Hartamacı (İstanbulspor), Ozan İpek (Kahramanmaraşspor), Edim Demir (iskenderun Demirçelikspor), Sabani Moin (Esperance)
[b]Gidenler;[/b] Sarper Kıskaç (Standart Liege)[/code]

[code][b]ANKARASPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Aykut Kocaman (Teknik direktör), Erhan Güven (Gençlerbirliği), Ömer Aysan (Bursaspor), Baki Mercimek (Beşiktaş)
[b]Gidenler;[/b] Saffet Susiç (Teknik direktör), Tayfun Türkmen (Eskişehirspor), Erhan Albayrak, Hamilton, Orhan Ak, Emre Aşık, Murat Akyüz, Mehmet Yılmaz (Ankaragücü)[/code]

[code][b]ANTALYASPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Volkan Arslan (Gaziantepspor), Abdullah Çetin (Diyarbakırspor), Ömer Çatkıç (Gaziantepspor)[/code]

[code][b]BEŞİKTAŞ:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Ekrem Dağ (Gaziantepspor), Tomas Sivok (Udinese), Tomas Zapotocny (Udinese), Anthony Seric (Panathinaikos), Tuna Üzümcü (Gençlerbirliği), Uğur İnceman (Manisaspor)
[b]Gidenler;[/b] Mehmet Yozgatlı (Gaziantepspor), Higuain, Schildenfeld, Ricardinho (Al Rayyan), İbrahim Kaş (Getafe), Baki Mercimek (Ankaraspor), Murat Şahin (Gaziantepspor) İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez[/code]

[code][b]BURSASPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Yusuf Şimşek (Denizlispor), Gökhan Güleç (Denizlispor), Ivankov (Kayserispor), Mustafa Keçeli (Trabzonspor), Emrah Kiraz (Giresunspor), Halil (Erzurumspor), İbrahim Öztürk (Altay), Adriano Bezerra (Gama), Leandro Gomes, Marcelo Rodrigues
[b]Gidenler;[/b] Ömer Aysan (Ankaraspor), Sinan Kaloğlu (Bochum), İsmail Güldüren (Konyaspor), İbrahim Dağaşan (Sivasspor), Egemen Korkmaz (Trabzonspor), Volkan Bekiroğlu, Ümit Aydın, Eser Yağmur, Herve Tum (Sivasspor), Vega, Cihan Haspolatlı, Jason Vandelannoite, Collins Mbesuma, Flores Guiterrez[/code]

[code][b]DENİZLİSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Ali Yalçın (Teknik direktör), Calixto Couto (Academica), Daniel Braga (Rio Da Clara), Sinan Yılmazer (Zeytinburnu), Kayhan Arduç (Zeytinburnu)
[b]Gidenler;[/b] Yusuf Şimşek (Bursaspor), Gökhan Güleç (Bursaspor), Souleymanou Hamidou (Kayserispor), Cesar Moreira (Kocaelispor), Bülent Ertuğrul, Musa Kuş, Fatih Egedik (Konyaspor), Serhat Gülpınar (İstanbul Büyükşehir Belediyespor), Zafer Demir (Konyaspor), Bulut Basmaz (Manisaspor)[/code]

[code][b]ESKİŞEHİRSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Tayfun Türkmen (Ankaraspor), Mohamed Dahmene (Mons), Anderson (Çaykur Rizespor), Saffet Nadarevic (NK Zagreb), Ivesa Vanja (Sloaven Belupo), Oğuz Sabankay (Galatasaray), Ahmet Sağlam (Eyüspor), Luka Vucko (NK Rijeka), Murat Önür (Diyarbakırspor), Özgür (Kasımpaşa), Abdullah (Mersin İdmanyurdu)
[b]Gidenler;[/b] Nejat Biyediç (Teknik direktör), Sergen Yalçın, Emre Toraman[/code]

[code][b]FENERBAHÇE:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Luis Aragones (Teknik direktör), Emre Belözoğlu (Newcastle United), Burak Yılmaz (Manisaspor) Daniel Güiza (Mallorca)
[b]Gidenler;[/b] Arthur Zico (Teknik direktör), Serdar Kulbilge (Kocaelispor), Kemal Aslan (Gaziantepspor), Kerim Zengin (İstanbul Büyükşehir Belediyespor)[/code]

[code][b]GALATASARAY:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Michael Skibbe (Teknik direktör), Harry Kewell (Liverpool), Ferdi Elmas (Çaykur Rizespor), Yaser Yıldız (Kartalspor)
[b]Gidenler;[/b] Okan Buruk (İstanbul Büyükşehir Belediyespor), Hakan Şükür, Oğuz Sabankay (Eskişehirspor), Rigobert Song (Trabzonspor), Ismael Bouzid (Troyes), Carrusca (Cruz Azul), Çağrı Yarkın (Çaykur Rizespor)[/code]

[code][b]GAZİANTEPSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Mehmet Yozgatlı (Beşiktaş), Erman Özgür (Konyaspor), Hakan Bayraktar (Diyarbakırspor), Mustafa Cevahir (Karşıyaka), Emrah Eren (Çaykur Rizespor), Kemal Aslan (Fenerbahçe), Murat Şahin (Beşiktaş)
[b]Gidenler;[/b] Volkan Arslan (Antalyaspor), Bülent Bölükbaş (Kocaelispor), Ekrem Dağ (Beşiktaş), Mehmet Çoğum (Konyaspor), Barış Şimşek, Özgürcan Özcan, Ömer Çatkıç (Antalyaspor), Özgür Volkan Yıldırım (Çaykur Rizespor)[/code]

[code][b]GENÇLERBİRLİĞİ OFTAŞ:[/b]
[b]Gelenler;[/b] François Zoko (Mons), Mehmet Uslu (Sakaryaspor), Gökhan Yetgin (Karsspor), Alper Kalemci (Marmaris Belediyespor), Amir Azmy Mohammed (Anorthosis Famagusta)
[b]Gidenler;[/b] Giray Kaçar (Trabzonspor)[/code]

[code][b]GENÇLERBİRLİĞİ:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Bruce Djite (Adelaide United), Mustafa Pektemek (Sakaryaspor), Emre Balak (Samsunspor), Koray Avcı (Manisaspor), Uğur Kapısız (Beykoz 1908), Yasir Elmacı (Sivasspor)
[b]Gidenler;[/b] Erhan Güven (Ankaraspor), Isaac (FC Terek), Tuna Üzümcü (Beşiktaş), Okan Öztürk (Çaykur Rizespor)[/code]

[code][b]İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Okan Buruk (Galatasaray), Serhat Gülpınar (Denizlispor), Kerim Zengin (Fenerbahçe), Barbosa (Çaykur Rizespor)
[b]Gidenler;[/b] Sertan Eser (Kasımpaşa), Mert Korkmaz, Aydın[/code]

[code][b]KAYSERİSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Souleymanou Hamidou (Denizlispor), Olembe (Wigan), Aghohawa (Wigan), Muslu Nalbantoğlu (NEC Nijmegen), Bayram Çetin (Altınordu), Eren Güngör (Altay), Umut Koçin (Arminia Bielefeld), Armağan Kuş (Samsunspor), Harun Erbek (SV Ried), Bilal Aziz (Osnabrück)
[b]Gidenler;[/b] Ivankov (Bursaspor), Gökhan Ünal (Trabzonspor)[/code]

[code][b]KOCAELİSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Cesar Moreira (Denizlispor), Bülent Bölükbaş (Gaziantepspor), Serdar Kulbilge (Fenerbahçe), Musa Büyük (Trabzonspor), Dusan Andjelkovic (Kızılyıldız), Dorde Tutoriç (Kızılyıldız)[/code]

[code][b]KONYASPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] İsmail Güldüren (Bursaspor), Fatih Egedik (Denizlispor), Mehmet Çoğum (Gaziantepspor), Caner Altın (Samsunspor), Ferdi Başoda (Sakaryaspor), Celaleddin (Manisaspor), İlker Avcıbay (Adana Demirspor), Zafer Demir (Denizlispor), Serhat Akyüz (Çaykur Rizespor)
[b]Gidenler;[/b] Erman Özgür (Gaziantepspor), Damir Kahriman, Ceyhun Eriş (FC Seul), Burak Özsaraç (Ankaragücü)[/code]

[code][b]SİVASSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] İbrahim Dağaşan (Bursaspor), Herve Tum (Bursaspor), Eyüp Kadri (Sarıyer), Taylan Eliaçık (Kahramanmaraşspor), Da Silva Bilica (Clusj), Faruk Bayar (Kasımpaşa), Murat Yılmaz (orhangazispor), Tayfun Emre (Malatyaspor)
[b]Gidenler;[/b] Yasir Elmacı (Gençlerbirliği)[/code]

[code][b]TRABZONSPOR:[/b]
[b]Gelenler;[/b] Egemen Korkmaz (Bursaspor), Giray Kaçar (Gençlerbirliği OFTAŞ), Gökhan Ünal (Kayserispor), Selçuk İnan (Manisaspor), Ceyhun Gülselam (Unterhaching), Gustavo Colman (Germinal Beerschot), Hrvoje Cale (Dinamo Zagreb), Yakup Bugun (Altınordu), İsmail Özeren (Çanakkale Dardanelspor), Buğra Erdoğan (Çanakkale Dardanelspor), Necdet Kaba (Akçaabat Sebatspor), Zafer Aydoğdu (Akçaabat Sebatspor), Selçuk Yıldırım (Arsinspor), Mustafa Yumlu (Arsinspor), Eren Görür (Pazarspor), Abdulaziz Solmaz (Pazarspor), Rigobert Song (Galatasaray), Tony Sylva (Lille), Fatih Altundağ (Hamburg)
[b]Gidenler;[/b] Mustafa Keçeli (Bursaspor), Musa Büyük (Kocaelispor), Ayman, Tolga Seyhan, Ahmet Şahin, Jefferson, Jabi, Sayed Moawad, Çağdaş Atan (Energie Cottbus)[/code]

[i]Kaynak: internethaber.com[/i]</description>
<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 12:11:31 +0300</pubDate>
<category>Oyuncu Transferleri vs</category>
</item>
</channel>
</rss>
